1 Mayıs 2013 Çarşamba

İNSANIM DİYE DOLAŞMA

Bu sabah aslında 1 Mayıstan bahsedecektim.Ama sabah haberlerini dinlerken yine aklım gitti..

''İnsanlıktan nasibini almamış'' denir bazı durumlarda.Ama bu vahşeti yapana ben açıkçası insan bile demem.Yaratık mısın her ne haltsan sakın insanım diye dolaşma ortalarda..Kusura bakmayın ama çok üzgün ve sinirliyim.
 
Habertürk'ün haberini direkt yayınlıyorum.

Fok Duman, ölü bulundu

Bölge halkının "Duman" ismini koyduğu Akdeniz foku, başından vurulmuş şekilde bulundu

Antalya'nın Gazipaşa ilçesi sahilini yuva edinen ve bölge halkının "Duman" ismini verdiği Akdeniz Foku, başından vurulmuş bir şekilde ölü bulundu.

Vatandaşların haber vermesiyle olay yerine gelen Su ve Doğa Sporları Kulübü Başkanı ve deniz biyoloğu Mustafa Akkoca, yaklaşık 15 metre açıktaki Akdeniz fokunu öğrencilerin yardımıyla karaya çıkarttı.

Akkoca, bölgenin maskotu haline gelen Duman'ın niçin öldürüldüğünü anlayamadıklarını söyledi. Akdeniz fokunun nesli tükenme tehlikesi altında olduğunu belirten Akkoca, "Duman'ın kafasında 9 adet delik var. Yakın mesafeden ateş edildiğini düşünüyorum. Çünkü fokların derileri kalın oluyor. Normal bir saçma bu deriyi delemez" dedi.

Denizle ilgisi olan, dalış yapan veya balık avlayan her Gazipaşalının bu foka rastladığını anlatan Mustafa Akkoca, fokun boyunun 2 metreyi aştığını, ağırlının da 150 kilogramın üzerinde olduğunu ifade etti.

Akkoca, konuyla ilgilenen kurum ve kuruluşlarla irtibata geçtiğini, yetkililerin de ilçeye gelerek, ölen fokun üzerinde inceleme yapacağını vurguladı.

Aydap mevkisinde ikamet eden Onur Özkaya adlı vatandaş ise bölgede sıkça dalış yaptığı söyleyerek, "Sabahları bu foku yüzerken veya beslenirken görüyordum. Zaten bu bölgedeki herkes bu foku çok iyi biliyor. Daldığımızda da kendisini beslerdik. O bir arkadaşımız gibi olmuştu. Öldürüldüğüne çok üzüldüm" diye konuştu.




Söylesene ne istedin ondan,ne derdin vardı onunla da bu kadar gözün döndü?Kimseye bir zararı olmayan bu hayvancağızın sana ne zararı vardı?Bunu yaptın,akabinde de kendi kafana sıksaydın..
 

29 Nisan 2013 Pazartesi

85 yılından önce doğanlar :))




‎50 - 60 - 70 - 80' li yıllarda mı büyüdün? nasıl oldu da hayatta kalmayı başardın? :))
 1.- Arabaların emniyet kemeri, kafalıkları, ve kesinlikle hava yastıkları yoktu.
 2.- Arka koltuk tehlikeli değil de eğlenceliydi.
 3.- Bebek yatakları ve oyuncaklar ...renkliydi. Ya da en azından kurşunlu, muhtelif zehirli maddeler ile boyanmıştı.
 4.- Prizlerin, araba kapılarının, ilaç şişelerin ve kimyasal ev temizliyicilerinin üzerinde çocuk kilitleri yoktu...
 5.- Kasksız bisiklete biniliyordu.
 6.- Steril su şişelerinden değil de bahçe hortumundan yada muhtelif başka kaynaklardan su içiliyordu...
 7.- Oyun oynamaya çıkmanın tek şartı hava kararmadan önce eve dönmekti.
 8,- Cep telefonu yoktu ve hiç kimse nerelerde gezdiğimizi bilmiyordu. İnanılmaz ...
 9.- Okul öğlen bitiyordu... Ve öğlen yemeği için evimize geliyorduk.
10.- Bir sürü yaramız, kırılmış kemiğimiz ve kırılmış dişimiz vardı, fakat hiçbir zaman birileri bu yüzden mahkemeye verilmiyordu.Kendimizden başka kimse sorumlu değildi.,
 11.- Bolca tatlılar ve tereyağlı ekmekler yiyorduk, ve gerçek şekerli içecekler içiyorduk ve hiç kilo sorunumuz olmazdı - çünkü hep dışarda oynardık , aktif olarak ...
 12.- Dört çocuk bir limonatayı paylaşabiliyorduk... aynı bardaktan içebiliyorduk, ve kimse bu yüzden ölmüyordu.
13.- Playstation, Nintendo 64, X boxes, Vídeo oyunlarımız, 99 kablolu kanalımız , Dolby surround, Cep telefonumuz, Bilgisayarımız, Internet de Chat odalarımız YOKTU. onun yerine ARKADAŞLARIMIZ vardı bolca!!!
14.- Yürüyerek veya bisiklet ile uzakta oturan arkadaşlarımızı ziyaret edebiliyorduk, kapılarını çalıp hatta çalmıyarak içeri girip onları oyun oynamaya çağırabiliyorduk!!!
15.- Evet dışarda, o acımasız korkunç dünyada! Korumamız olmadan! nasıl mümkün oluyordu bu? Tek kale üzerine maç yapardık ve birisi takıma alınmadığında psikolojik travma oluşmuyordu ya da dünyanın sonu gelmiyordu.
 16.- Bazı öğrenciler diğer öğrenciler gibi başarılı değildi ve sınıfta kalabiliyordu. Fakat bu yüzden kimse Psikoloğa ya da Pedagoğa gönderilmiyordu. Kimsede Dislexia, konsantrasyon sorunu veya hiperaktivite yoktu, basitçe o okul yılını tekrarlıyordu.
 17.- Özgürlüğümüz , üzüntülerimiz , başarılarımız , görevlerimiz vardı ...ve bunlar ile yaşamayı öğreniyorduk.
 Soru: nasıl oldu da bütün bunlara rağmen hayatta kalmayı başardık??? Ve daha da önemlisi kendi kişiliğimizi bu şartlar altında nasıl oldu da geliştirebildik???






 Sen de bu jenerasyondan mısın? Şimdiki çocuklar büyük bir olasılık ile bizim yaşama şeklimizi sıkıcı bulacaklar - fakat- bizler çok güzel ve mutlu yaşadık!!!!!! değil mi????

 -Alıntıdır-

28 Nisan 2013 Pazar

ÇORAP ÇILGINLIĞI

Kendimi bildim bileli genelde kadınlara has olan kansızlık bende de var.Haliyle bazen yazın dahi ayaklarım hep üşür..Kışın iyice abartır ,nerdeyse donarlar..Çoraplarım,patiklerim hiç çıkmaz ayağımdan..Eskiden,gençken ''şimdi çok yaşlandım'' çorapla( yaz ve kış hemde) uyuduğumu bilirim,hatırlarım. Ki bir de Antalya'da yaşıyoruz..Allah'tan kan ilaçları çok işe yarıyor da artık bir nebze de olsa azaldı üşümelerim.
Çoraplara takıntılı bir çok kişi tanıyorum..yani deli gibi çorap alışverişi yapan,bazen dolabından çıkarıp giymeye kıyamadığını söyleyen.Niye alındıysa o vakit?Bunlardan birisi de kızkardeşimdir..Onunda abartmayayım ama yüzlerce çorabı vardır ve bazılarını daha hiç giymemiştir.Elbette birçoğumuzun bir sürü çorabı vardır.Uzun,kısa,yünlü,yazlık,kışlık,parmaklı,parmaksız,külotlu çorap,mus çorap vs..Enteresan şeyleri ben de severim.
Gecen gün internette dolaşırken alakasız bir yerden çıktı karşıma bu çorapların bazıları..Ben tabii hemen biraz daha bakınıp kendimce ilginç olanlarını sizlerle paylaşmak istedim.Gerçi çıplak ayakla gezeceğimiz günler kapıda ama olsun..
Ben ilkini kendime ,sonuncusunu da Ata'ya beğendim..Ya siz ??
























27 Nisan 2013 Cumartesi

KEYİF

Aslında son zamanlarda pek keyfim yerinde değil.Ata'yla sürekli didişip duruyoruz.Benim canım sıkkın olunca ee o da çocuk olunca bağrış çağrış eksik olmuyor evimizden.
Ata'nın ''İSTİYORUM'' ları bitip tükenmiyor..Bu illaki yeni bir şey almak değil.Sanırım fazlasıyla rahata alışmak.Örneğin odasında bir oyuncağını arıyor.Faraza Spiderman'in ağ atma zamazingosu..Öncelikle hiç bir yere bakmadan benden onu bulmamı istiyor.Kendin bulmalısın deyince bulamıyorum cevabı geliyor.Akabinde ben çekmecelerine bak diyorum.cevap; -sen bul..İkna oluyor.Aramaya başlıyor.Ve mutfağa gelen bir ses;-yooookkkk,sen bul..-Oyuncak kutularına bak annecim..-Hayır ,sen bak..vs vs vs..Diyelim ki ikna oldu ve ben de..Ama bulunamadı..
İşte o kelime ''İSTİYORUUMM''..Anne zaten işini gücünü bırakmış-tabii ki en büyük işim Ata-aramış taramış ama yok..Yok işte bulunamıyor..Ama İSTİYORUUUUM lar devam..Bir,iki,üç...derken o bağırmaya..ben sinirlenmeye başlıyoruz..sonuç anne tekrar tekrar ve tekrar arıyor..bu sırada ne zamandır oynamadığı bir oyuncak çıkarsa ÇOK ŞÜKÜR !!unutuluyor.Yok olmadı, bağrışlar çağrışlar....
Neyse efenim güya keyiften bahsedecektim..Hafta sonlarını Ata gibi ben de bekliyorum..Artık odasında yatıyor ya..Hafta sonu gelince sabah yine erkenden kalkıyor ve yanıma geliyor..sarılıp uyumaya devam ediyoruz..Ohh mis ..Ya da ben ona sarılıyorum,koluna bacağına neresi müsaitse,o ya ipadle oynuyor ya oyuncaklarıyla..
Bu sabah da aynı oldu..Sonra kahvaltımızı yaptık..Artık havalar o kadar güzel ki..En sevdiğim zamanlar işte..Ne sıcak ne soğuk..tam ılık .Balkona çıktık..
Ben bilgisayarın başına geçtim.Keyif çayımı aldım..Ata da minder de bir yandan marketten alınan siyah dutları yedi..diğer yandan oyun oynadı..



 

26 Nisan 2013 Cuma

ÖZLEM

Çokça özlenen zamanlarımız olur hayatta...
Çocukluk,gençlik,okul çağları,bayram sabahları,eski bir dostla içilen kahve esnasında edilen sohbetler.Anneannenin evinin kokusu,hayatta tüm denemelere rağmen başaramadığın, en güzel anılarını hatırlatan sokak satıcısından aldığın poaçanın kokusu,onun sıcaklığı,tadı.Uzaktaki kardeşimiz,başka şehirdeki teyzemiz dayımız..
Kardeşlerinle çocukken yaptığın didişmeler,ergenlikte anneyle babayla yapılan atışmalar..

Sıralamakla bitmez..düşünsen aklına gelmez..Aklına gelince bir türlü gitmez..

Ata'nın bu hallerini özledim mesela.
 
 
Şimdiler de kocaman bir adam gibi sanki..Konuşmalar tavırlar..
Sanki bu minik adam emziğiyle hiç gezmemiş ortalarda,geceleri süt diye ağlamamış,sabahın beşlerinde altılarında kalkmamış..O kıvır kıvır saçları banyodan sonra misler gibi olup kenara yapıştırılmamış..Annesine aylarca teyze dememiş,sonra birdenbire anne demeye başlamamış..
Kedileri köpekleri sevmek için arkalarından gel gel diye bağırmamış..Annesi hamam böceğini sevmesini izin vermiyor diye ortalığı birbirine katmamış....
Arasıra anlatıyorum bebekken şöyle yapıyordun böyle yapıyordun diye,hem gülüyor inanamıyor hem de hoşuna gidiyor...Bir daha anlat bir daha anlat demeye başlıyor ..
Ben bile inanamıyorum ki ne zaman büyüdüğüne bu kadar o nasıl inansın..Ama özlüyorum bu hallerini..
 
Siz neleri özlüyorsunuz ? 
 


MASAL BEBEK


Hayat ne kadar enteresan..
Oğlusu krese gönderdikten sonra sabah haberlerini izliyorum..Komik haberlerin yanı sıra acı haberler de var elbet.Ama ne acı..
Biliyoruz ki kimse bilemez bir diğerinin acısını..Her ne kadar anladım,anlıyorum dese de asla anlayamaz.''Ates düştüğü yeri yakar '' sözü öylesine söylenmemiştir herhalde.
Ben ve ailem yıllar önce ruhumuzu ,babamızı kaybettik.Ben evin ortanca cocuğuyum.Ne annem ,ne ablam ne de kardeşim aynı acıyı yaşadık.Hepimizin acısı tek ama yaşadığımız ruh hali,düşüncelerimiz,Allah'ın bize bahşettiği acıya katlanma ,dayanma hali farklıydı..
Düşünsenize annem;eşini kaybetmiş.Sevdiği adamı,evinin direğini,çocuklarının babasını.Umudunu,sevgisini,sevgilisini,doyamadığı ,kıyamadığı aşkını..Annemin hep söylediği bir şey vardır..''babanız öldüğünde,sanki dünya yıkıldı ve ben altında kaldım''der.Böyle bir acıyı anlamanın,anlayabilmenin imkanı var mı?
Yok !
Eşini kaybettiğine mi üzülecekti yoksa üç tane kız çocuğuyla tek başına kaldığına mı ya da babamdan henüz ondokuz önce kaybettiğimiz dedemin (annemin babası) acısını yaşamadan, yetim kaldığını anlayamadan daha.. bir de dul kaldığına mı? 
Ablam farklı,ben farklı,kız kardeşim (henüz oniki yaşındaydı) farklı yaşadık acılarımızı..Kimimiz içimizde büyüterek,kimimiz ağlayarak,kimimiz O'ndan hiç bahsetmeyerek..
Diyorum ya yaşanan tek !Ama yaşadımız acılar farklı farklıydı..Ve biz bir aile bile olsak kimse bir diğerinin acısını anlayamazdı..ki dışardan herhangi birisi ,hele ki melek babasını veyahut çok yakın birini kaybetmemiş olan birisi.. 

Sabah haberlerinde muhakkak ki Masal bebeği duymuş ya da haberi izlemişsinizdir..
Siirt'in Pervali ilçesinde gecen yıl helikopter kazasında şehit olan Pilot Üsteğmen Yakup Çınar'ın bebeği..Babası öldüğünde annesinin karnında henüz dört aylıkmış..Eşi Fethiye Çınar'ın yaşadıklarını tahmin edebiliyor musunuz?Bu nasıl bir acı dedirtiyor insana.Allah o anneye  dayanma gücü vermiş.Daha da versin..sabır versin..güç versin..Minik kızlarının bahtı iyi olsun..
Birlikte karar vermişler çocuklarının  ismine.Kız olursa Masal,erkek olursa Rüzgar diye..Fethiye Hanım her iki ismi de vermiş kızına ..Masal Rüzgar..

Ve bu da Şehit Üsteğmen'in kızına mektubu

 

Babasının temennisi doğru çıktı  maalesef..Evet Masal bebek bu ülke babacığınla gurur duyuyor..Ve baban da seninle ve annenle..


Tüm ŞEHİTLERİMİZE Allah'tan rahmet..Ailelerine sabır ve başsağlığı diliyorum..

mektup : sozcu.com.tr

25 Nisan 2012 Çarşamba

haftasonu

önce yine anneanneye gidildi..ardından dr.kontrolü ve alışveriş merkezi...süperfresh stantında Ata kediye dönüştü ve 3 adet ürün alınca hediyelerimizi aldık..eee tabii onlar da Ata Bey'e :))


pazar günüyse 2 haftadır tiyatroya gidiyoruz..tabii 23 nisan da olunca kalabalık ,cıvıl cıvıldı..en keyifli yine Ata'ydı..yüz boyama..tiyatro..kukla vs..en sonunda da park..



ağacın tepesinden anneanneyle poz...kızgın bir bakış :)))gülümse dedikçe inadına kızgın ...
ve eve dönüşş...

19 Nisan 2012 Perşembe

ilginç :)

merhabalar..
siz bugünler de nasıl uyanıyorsunuz?....bahar yorgunluklarınız ne durumda...
siz de benim gibi bazı günler nerdeyse gece hiç uyumamış gibi uyanıp agresif oluyor musunuz?
peki bunun uyku pozisyonlarımızla ilgili olduğunu hatta yatış pozisyonumuzun kişiliğimizle ilgili olduğunu hiç düşündünüz mü?
ben düşündüm :))ve internette küçük bir araştırma yaptım..işte sonuçlar ;

uyku üzerine araştırma ve analizler yapan uzmanlara göre, 6 ortak uyku pozisyonu ile farklı kişiliklerle ilişkili
Yatış pozisyonu uykuya dalma ve  sağlıklı uyku üzerinde oldukça etkili...




Fetus / cenin yatışı: Cenin şeklinde yani anne karnındaymış gibi kıvrılarak yatmak, dışa dönük ancak duygusal, hassas bir kalbe sahip olduğunuzu gösteriyor. Bu tür kişiler birisiyle ilk buluşmalarında utangaç olabilir ancak kısa sürede rahatlarlar. Araştırmalarda 1000 kişiden % 41′i bu şekilde uyuduğu belirlenmiş. Kadınların erkeklerden 2 kat daha fazla bu poziyonda uyuduğu da tespit edilen diğer bir bulgu..

Kollar yanda dik yatış: Çoğu kişi kollarını her iki tarafa sarkıtıp dik şekilde uyuyamaz. Bu şekilde uyuyunlar rahat, kalabalığa alışkın, yabancılara güvenen, sosyal insanlardır… Buna rağmen, bazen kolay aldanabilirler..
 

Yaşlı duruşunda yatış: Her iki kolunu kıvırarak ellerini yastığın yanına veya omuz hizasına koyan kişiler doğal insanlardır. Şüpheci, kuşkucu, iyiliğe şüpheyle bakan özellikler taşıyabilirler. Düşünceleri nizde yardımcı olurlar. Genellikle ilgi odağı olmaktan hoşlanmazlar........

Pekiiiii........hangi pozisyon sağlıklı?
 Sağlık açısından yüzü koyun yatmak sindirimi durdurur, deniz yıldızı ve asker pozisyonlarında horlama ile sıkça karşılaşılır, kötü uyunmasına neden olur. Midenin baskılanmadığı, kolay nefes alınan düz bir yatış gece boyunca sağlıklıdır.Rahat uyku sağlar, horlamayı azaltır. Uyuyan kişiler nasıl yattığının farkında olmadığı için, bu şekilde yattıklarında bile çok iyi uyku uyumaları her zaman mümkün olmayabilir. Bu tür araştırmalarda ayrıca, çoğu insanın uyku pozisyonunu değiştirmekten hoşlanmadığını da ortaya koyuyor. Buna göre insanların sadece % 5′i her gece farklı bir pozisyonda uyuduğunu belirtiyor.

 

valla ben fetus pozisyunun da uyuyorum..çünkü bel fıtığım için en uygunu buymuş :)) ya sizz??

18 Nisan 2012 Çarşamba

yine biz

hayat ne kadar garip...
Ata için açmış olduğum bu blogu nerdeyse unuttum...nedenini bilemiyorum...

yaşanıp gidiyor işte...ben tekrarlayan belfıtığı ağrılarımla uğraşıp ilaçlarla iğnelerle ayakta durmaya çalışırken oğluş da kreşe devam ediyor....ve hızla büyümeye devam ediyor..

o kadar çabuk büyüyor ki kıyafetlerinin.. ki sezon başında almış olduklarımızın dahi şimdi küçük gelmesine inanamıyorum ..

sağlığımız keşke çok yerinde olsa da keyfimizden söz edebilsek sizlere...Ama Allah'a şükürler olsun yine de...neler var dünya da ...burda yanıbaşımızda..

Ata maalesef ocak ayında tekrar havale geçirmişti..akabinde bir gece hastanede kaldıktan sonra..emar istendi..çekildi..o ayrı bir olay da ..benim sizlere bahsetmek istediğim orda, yani hastanede beklerken tanıştığım bir anne ve ogluşu..

Hasan Hüseyin..henüz 4 buçuk yaşında ve bugüne kadar 20 ameliyat geçirmiş.doğuştan tek böbreği yok ve diğerinde de 8 tane kist varmış.17 aylıkken böbrek nakli yapılmış.ve şu an çok iyi.Annesi ben Ata'yı sakinleştirmeye oyalamaya çalışırken yanımıza geldi.ve Ata'yla konuşup bana yardımcı olmaya çalıştı..Ben Ata'ya yapma,koşma etme dediğimde anlatmaya başladı hikayelerini..
-biliyor musun dedi...hep şükretmeliyiz ve her daim pozitif düşünmeliyiz.şükret ki Ata koşup  oynuyor.konuşabiliyor..anlayabiliyor...ben öyle şeyler gördüm ki diye devam etti....bir parmağını oynattığı için ailesi bayram eden aileler..ve ben mesela.. oğlum 4buçuk yaşında ve 20 ameliyat geçirdi..Turkiye de ve dünyada böbrek nakli yapılan en küçük çocuk..
kimse anlayamaz bir anneye her gün çocuğunuz ölecek denilmesi nasıl bir duygu??

yaşadığım şoku tahmin edersiniz..
o anda aklımdan geçenler neydi nasıldı??Ata'yı doğrmak için hastaneye gidişim..onu ilk gördüğüm anda ki gözyaşlarım..sabahlara kadar uykusuz kaldığım geceler deki isyan edişlerim...şimdiler de duvarı boyuyor diye ona kızmam..uyumuyor diye dildökmelerim ve yine isyan edişlerim...
sonrasında utandım kendimden...evet biliyorum ki herkes kendi acısını yaşıyor bu hayatta..kimse kimsenin derdini tasasını bilemez de..ama hayat neler getiriyor..neler yaşatıyor bizlere...






SANA ŞÜKÜRLER OLSUN RABBİM..oğlum arasıra ve buaralar daha da sıkça hastalandığı halde bana ve ona sonsuz güç verdiğin için...Ellerimiz tutar,gözlerimiz görür,kulaklarımız duyar olduğu için..Çok şükür ki konuşabiliyoruz..anlatabiliyoruz..yazabiliyoruz...okuyabiliyoruz..